Genel haciz yolu ile ilamsız takiplerde, yetkili icra dairesinin
hangisi olduğu yetki ve itirazları başlıklı İİK m. 50’de düzenlenmiştir. Buna
göre:

Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.
Şu kadar ki,
takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.

Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette
karara raptolunur.

İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur.”

Genel Haciz Yolu ile İlamsız Takipte Genel Yetki Kuralı

İlamsız takiplerde, başka bir kesin yetki hükmü bulunmadıkça genel
yetkili olan icra dairesi borçlunun takip tarihindeki ikametgahının
bulunduğu yer icra dairesidir
.

Borçlunun takip tarihinden sonra ikametgahını değiştirmesi, takibin de
ikamet edilen yere naklini gerektirmez, aynı şekilde alacaklı tarafından
bilerek ikamet adresinin takip talebinde yanlış olarak bildirilmesi halinde de
yetki kuralında bu ikamet adresi dikkate alınmaz.

Genel yetki kuralı:

Gerçek
kişiler için:
İkametgâhın
bulunduğu yer
Tüzel
Kişiler için:
Kuruluş
belgelerinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer (Ticaret
sicil gazetesindeki merkez adresi) icra dairesi
Dernekler
için:
Derneğin
merkezi ve ticaret ortaklarına karşı yapılacak takiplerde şirketin merkezinin
bulunduğu yer icra dairesi
Birden
fazla borçlu olması halinde:
HMK
m.7’ye göre borçlulardan birinin yerleşim yeri icra dairesi

Genel Haciz Yolu İle İlamsız Takipte Özel Yetki Kuralları

  1. Sözleşmeden doğan para borçları:
    • HMK m.10’a göre sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi
    • İİK m.50’ye göre akdin yapıldığı yer icra dairesi
    • TBK 89’a göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenebileceğinden sözleşmeden doğan bir para alacağının da ayrıca özel olarak bir yetkili icra dairesi gösterilmemiş ise alacaklı kendi ikametgahının bulunduğu yer icra dairesinde takip başlatabilir. Aranacak borçlarda bu hüküm uygulanmaz (kambiyo senedine bağlı alacaklar vb.), bu hüküm sadece götürülecek borçlar için uygulama alanı bulur.
  2. HMK m. 14’e göre bir şubenin işlemlerinden dolayı, o şubenin bulunduğu yer icra dairesinde de takip yapılabilir.

Yetki Sözleşmesi

HMK m. 17’ye göre taraflar yetkili olmayan bir icra dairesini
aralarında yapacakları bir sözleşme ile yetkili kılabilirler. Bu yetki
sözleşmesi ile kanunlarda düzenlenen ve yukarıda bahsedilen genel ve özel
yetkili icra dairesinin yetkisi ortadan kaldırılamaz. Buna göre sözleşmenin
taşıması gereken özellikler:

  • Yazılı olması
  • Yetkinin kamu düzeninden sayıldığı
    durumlardan biri olmaması
  • Belirli olması

Yetki İtirazı

Yetki ancak kamu düzeninden sayılan hallere ilişkin ise re’ sen dikkate
alınır, bunun dışındaki hallerde borçlunun yetki itirazında bulunması
gerekmektedir. İtirazın takibin yapıldığı icra dairesine itiraz süresi (ödeme
emrinin tebliğinden itibaren 7 gün İİK m.62) içerisinde
bildirilmesi
gerekmektedir.

İİK m.50/2’ye göre yetki itirazı esas hakkındaki itiraz (borç ya da
imzaya itiraz) ile birlikte yapılır. Esasa ilişkin itiraz yapılmış, sonrasında
yine itiraz süresi içerisinde yetki itirazında bulunulmuşsa bu yetki itirazı
geçerli bir itiraz olmayacaktır. Bununla birlikte borçlu esasa ilişkin itirazda
bulunmadan sadece yetki itirazında da bulunabilir.

Yetki itirazında yetkili icra dairesinin neresi olduğunun açıkça
gösterilmesi gerekmektedir. Yetkili icra dairesinin yanlış bildirilmesi halinde
yetki itirazının reddine karar verilecektir.

İcra takibinde birden fazla borçlunun bulunması halinde hepsinin ayrı
ayrı yetki itirazında bulunması gerekmektedir.

Yetki İtirazının Sonuçları

Yetki itirazının yapılması ile birlikte icra dairesince verilecek karar
ile takip durdurulur.

  • Esasa ilişkin itirazdan
    bulunulması sonrasında açılan itirazın kaldırılmasına ilişkin yargılama
    aşamasında borçlu icra mahkemesinde yetki itirazında bulunamaz.
  • Esasa ilişkin itirazdan
    bulunulması sonrasında açılan itirazın iptaline ilişkin yargılama aşamasında
    borçlu icra mahkemesinde itirazda bulunursa (son içtihatlara göre) “itirazın
    iptali davasının icra takibinin uzantısı olduğunu, davalının (borçlunun) icra
    dairesinin yetkisine itiraz etmiş olması halinde, bu hadise’nin çözümlenmeden
    davaya devam edilemeyeceğini, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine
    itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkemenin öncelikle -icra mahkemesinin yerine
    geçerek- icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi ve borçlunun bu
    itirazının yerinde bulunması halinde, işin esasına girmeden ‘icra dairesinin
    yetkisiz olduğuna’ aksi halde ise işin esasına girip, toplanacak delillerle
    oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekeceğini”
    belirtmeye başlamıştır.

Yetki itirazının süresinde yapılması halinde alacaklı
borçlunun yetki itirazını kabul ederse:

  • Takip dosyasının borçlu­nun
    yetki itirazında bildirdiği icra dairesine gönderilmesini altı aylık, itirazın
    kaldırıl­masını isteme süresi içinde ister
    . (İİK m.68)
    Bu durumda borçluya yeni bir ödeme emri gönderilir. Borçlu bu ödeme emrine
    karşı esasa ilişkin itirazda bulunabilir ancak yetkiye ilişkin itirazda
    bulunamaz.

Yetki itirazının süresinde yapılması halinde alacaklı
borçlunun yetki itirazını kabul etmezse:

  • Borçlu icra dairesine sadece yetki itirazında bulunmuş ise alacaklı itirazın iptali davası açamayacağından itirazın kaldırılması isteminde bulunması gerekir.
  • Borçlu hem esas hem de yetki yönünden itirazda bulunmuş ise alacaklı itirazın kaldırılması yahut iptali yollarından birine başvurabilir. Bu durumda mahkemenin yetki itirazına ilişkin karar verip vermeyeceği konusunda görüş ayrılığı olmakla beraber Yargıtay’ın son kararlarında genel olarak “icra daire­sinde yapılan genel haciz yolu ile ilamsız takibe karşı borçlunun hem yetki ve hem de esas yönden itirazda bulunup, takibi durdurmasından sonra, alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında, mahkemenin önce icra dairesine davalı borçlunun yaptığı ‘yetki itirazı’nı incelemesi ve bu itirazı yerinde bulmaması halinde ‘esasa yönelik itiraz’ı incelemesi gerekeceğini” yönünden kararlar verilmektedir.
  • Borçlu sadece yetki itirazında yahut hem esas hem de yetki itirazında bulunması halinde alacaklı itirazın kaldırılması talebinde bulunmuş ise:
    • İcra mahkemesi yetki itirazını haklı bulursa, “itirazın kaldırılması isteminin reddine, ödeme emrinin iptaline ve takip dosyasının talep halinde yetkili icra dairesine gönderilmesine” şeklinde karar vermelidir. Bu durumda, alacaklının, bu kararın kesinleşmesinden itibaren HMK m.20’ye göre 2 hafta içinde, yetkisiz icra dairesine başvurarak, takip dosyasının yetkili icra dairesine gönderilmesini istemesi gerekir. Alacaklı bu süre içinde, dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini istemezse, “takip yapılmamış”(açılmamış) sayılır ve alacaklı yeniden harç ödeyerek takip yapmak zorunda kalır.
    • İcra mahkemesi, yetki itirazını haklı bulmazsa ve borçlu sadece yetki itirazında bulunmuşa icra mahkemesinin “yetki itirazının kaldırılmasına” karar vermesi gerekir. Bu durumda takip kesinleşir, alacaklı haciz isteyebilir. Burada ayrıca alacaklı lehine %40 icra inkâr tazminatına hükmedilemez.
    • İcra mahkemesi, yetki itirazını haklı bulmazsa ve borçlu hem “yetki” hem de esas yönden itirazda bulunmuşsa, icra mahkemesinin önce yetki itirazını incelemesi ve bu itirazı haksız bulması halinde, borçlunun esasa “borca” veya “imzaya” ilişkin itirazının yerinde olup olmadığını incelemesi gerekir. İcra mahkemesi, önce yetki itirazını incelemeden, esasa ait itirazları inceleyemez.

Author