İnternet Hukuku yalnızca gündem yaratan erişim engellemelerinden, kişisel verilerin korunmasından mı ibarettir? İnternet Hukuku denince ne anlamalıyız ve aslında neden bir İnternet Yasası yoktur?

“İnternet Hukuku” ile başlayalım. Bu kavramı anlamak için öncelikle sosyal bir olgu olan “hukuk”u anlamak gerekir. Her modern sosyal hukuk devleti, hakimiyet kurduğu coğrafya üzerindeki egemen davranış kuralları ve sosyal normları (hukuku) objektif hukuk kuralı (yasa) haline dönüştürür. Dolayısı ile hukuk, devletten de yasadan da önce vardır ve onlara üstün bir varlıktır. Hukuk kuralının temeli ancak toplumsal yaşam içinde bulunabilir. Bu nedenle hukuk sosyal gerçekliğin bir eseridir. Hukuk asla devletin, yasakoyucunun özgün bir ürünü değildir.

Örneğin, her toplumda insan öldürmek hukuki anlamda suçtur. Peki bir toplumun oluşturduğu devlet, ceza yasasında bir değişiklik yaparak insan öldürmeyi yasal anlamda suç olmaktan çıkarırsa ne olur? Bu değişiklik resmi gazetede yayımlandığı gün o toplum için insan öldürmek kabul edilebilir bir eylem olabilir mi?

İnsan öldürmenin yasalar ile suç olarak tanımlanmış olması tamamen toplumsal kaynaklı bir olgudur. Bu eylem, yasa emrettiği için değil, bir sosyal davranış kuralı olduğu için suçtur. Toplumda geçerli olan davranış kuralı insan öldürmeyi hukuk kuralından önce suç saymıştır. Toplumun tüm bireyleri bu konuda adeta bir uzlaşı içinde olmuşlardır. “Bu suç işlendiği halde devletin yaptırım desteği bütün şiddetiyle kullanılmalıdır” ortak kanısı oluştuğu an sosyal norm (hukuk) yasaya dönüşür, yoksa yasa koyucu onu suç saydığı an değil.

Demek ki hukuktan söz edebilmek için en az iki kişinin oluşturduğu bir toplum ve bu toplumun ortak kanısı ile oluşan sosyal normların olması gerekir. Bunların var olduğu bir denkleme devlet erkini de eklersek yasa kavramına ulaşırız.

İnternet de bireylerin oluşturduğu bir toplumu ifade eder. Her ne kadar fiziki dünyada farklı toplumların içinde yetişmiş olsak da, internet üzerinde diğer kullanıcılar ile aynı sanal toplumun üyeleriyiz. Bu sanal toplumun kendi sosyal normlarını oluşturmuş olduğunu iddia edenler kadar bunun için daha zamana ihtiyacı olduğunu savunanlar da var.

İnternet kullanıcılarının, kendi fiziki toplumlarından ve yerel hukuklarından da etkilenerek, internet ortamındaki sosyal normların bir bütünü olan İnternet Hukuku’nu meydana getirmiş olduklarını kabul etsek bile herhangi bir İnternet Yasası’ndan bahsedebilmek için internetin tamamı üzerinde egemenlik tesis etmiş bir yasakoyucu olması gerekir. İnternet bugün insanın olduğu her yerdeki, Antarktika’daki, hatta yörüngede Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki bilgisayar ağlarının birleşiminden oluşan bir sistem üzerinden bir araya gelen küresel bir toplumu ifade ediyor. Böylesine geniş bir alana yayılmış bir toplumun hukuk kurallarını yasalaştırabilecek bir yapının ya devletlerarası ya da devletlerüstü bir yapı olması gerekir. 2014 Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi (Budapeşte Konvansiyonu) bu yönde atılan adımlara bir örnektir. Ancak bu uluslararası sözleşme dahi interneti meydana getiren fiziki alan üzerinde hakimiyet kurmuş olan her devletin imzasını taşımıyor.

Böyle bir ortamda, ülkelerin kendi iç hukuklarında “İnternet Yasası” ve benzeri yasalar ile internet hukukunu yasalaştırmaya çalışmaları beyhudedir. Devasa bir şehrin küçük bir ilçesinin belediyesi olarak yalnızca kendi ilçenizde hız kontrolü yapma yetki ve imkanınız varsa, bu kontrole tâbi olmak istemeyen araçlar diğer ilçelerdeki yolları kullanacaktır. İmar planınızda üç kattan yüksek bina yapılmasını yasaklarsanız, gökdelenler komşu ilçede inşa edilecektir.

1450’li yıllarda matbaanın Avrupa’da kullanılmaya başlanmasından sonra bu yeni teknoloji kıtaya hızla yayılmıştı. Basılı kitaplar yolu ile yeşeren kıtasal düşünce toplumunu ve bu toplumun işleyişini düzenlemek isteyen Vatikan, ancak 1559’da bir “Yasak Kitaplar Endeksi” yayınlamış ve bu “yasa”yı tüm kıtaya yayılmış Katolik misyonlar aracılığı ile uygulatma gayretine girmişti. Vatikan’ın hakimiyet alanının genişliğine rağmen dahi o çağda matbaanın yol açtığı düşünsel gelişimin ve yeni küresel bilgi toplumunun bu Endeks’i ne kadar ciddiye aldığı, ondan ne kadar etkilendiği gibi parametreler, İnternet Hukuku’nun yakın gelecekte ne yönde evrileceği ve olası bir İnternet Yasası’nın ne kadar gerçekçi olduğu sorularına ışık tutabilir.

Author