Gelecek ve modernlik ile ilişkilendirilen internet toplumu, bazen adil yargılanmanın olmadığı ilkel geçmişimize açılan bir pencere olabiliyor. İnternet, merkezi bir otoritesi veya yargı mekanizması olmayan küresel bir topluluk. Bu topluluk henüz kendi sosyal normlarını oluşturma aşamasında ve kabul görmeyen davranış biçimleri ortaya çıktıkça, belki insanlığın daha ilkel çağlarında devletsiz kavimlerde verilen tepkilerin benzerlerini verebiliyor. Bu tepkilerden en tehlikelisi de toplu intikam temeline dayalı eylemler veya “internet linçleri”, “itibarsızlaştırma kültürü”, “cancel culture”.

Fiziksel veya sanal dünyada suç işlediği iddia edilen bir kişiye karşı internet üzerinde mahalle mahkemelerine benzer mekanizmalar işletildiğine tanık olabiliyoruz. Yüzbinlerce kişi, adil yargılanma ve kendini savunma fırsatı verilmeyen bir kişiye karşı toplu ve anonim olarak internet üzerinden çeşitli yaptırımlar uygulayabiliyor.

İnternet hiç olmasaydı, o kişi, şikayet üzerine bulunduğu ülkenin binlerce yıllık hukuk geçmişinin bir ürünü olan yargı sistemi dahilinde, hukuk ve felsefe eğitimi almış hakkaniyetli yargıçlar tarafından yargılandıktan sonra gerekli ve orantılı cezası neyse ona katlanacaktı.

İnternet toplumunda ise aynı kişinin fiziki veya sanal dünyada gerçekleştirdiği bir eylemin yaptırımı, internet üzerinde gelişen tepkiler neticesinde tekrar fiziki dünyaya tesir eden toplum temelli infaza dönüşebilmekte. Kişinin bazen kimlik ve adres bilgileri yayımlanarak toplum içinde utandırılmakta, korkutulmakta, tehdit edilmekte, bazen çalıştığı işyerine toplu e-mailler gönderilerek işini kaybetmesi sağlanmakta.

Tüm bunlar, devlet ve adalet mekanizmalarının olmadığı toplumlarda uygulanan mahalle adaletinin küresel boyutta ifade bulmuş halidir. Zaten tek başına modern adalet anlayışımıza ters olan bu uygulamaya ek olarak, tüm bu “toplumsal adalet”e maruz kalmış kişi bir de yaşadığı ülkenin resmi adalet mekanizması nezdinde de yargılanıp cezalandırılabilmekte. Böylece internet toplumu, bir eyleme birden çok ceza verilmesine yol açabilmekte.

Adil yargılama olmadan, hatta çoğu zaman herhangi bir yargılama olmadan yapılan toplu ve anonim infazı linç olarak tanımlayabiliriz. Fakat internet linçlerine dahil olan kişiler, çoğu zaman bu yaptıklarının linç olduğunun farkında dahi olmayabilirler. Çevresinde bir çok kişinin yaptığı ve pek de eleştirilmeyen bir toplu eyleme katılmak, linç edilmekte olan kişinin suçlu olduğu yönünde kendi hükmünü vermiş olan bireyin adalet hissini tatmin edebilir. Bu tatmin üzerinde tartışılması gereken bir olgudur.

Ayrıca düşünceyi ifade etme özgürlüğümüz için çok önemli olan anonimlik unsuru da internet linçleri söz konusu olduğunda sorumluluğun paylaşılması yoluyla bireye sorumsuzluk hissi verebilir. Linç eylemine katıldıktan sonra tespit edilemeyeceğine inanan bir kişi, bu eyleme katılma yönünde daha kolay karar alabilir. Ancak unutulmamalıdır ki linç kapsamında gerçekleştirilen eylemlerin çoğunun ceza mevzuatımızda karşılığı ve cezai müeyyidesi vardır.

Fiziki dünyada ilkel adaleti temsil eden linçleri önleyebilecek ve durdurabilecek kolluk kuvvetinin ve yargı mekanizmasının olmasına karşın internette bunlara benzer organlar yoktur. Dolayısıyla bu linçlerin engellenmesi, herkese adil yargılanma ve kendini savunma hakkının tanınması görevi hepimizin, tüm internet kullanıcılarınındır.

Author